Cemaât Namazı:

 


Cemaât Namazı:


Günlük namazları cemaâtle edâ etmek müstehap, şartların oluşması durumunda Cuma ve bayram namazlarını cemaâtle kılmak farzdır. Fakat “istiskâ” namazı dışında nâfile ( mendûb ) namazları cemaâtle kılmak câiz değildir. Cemaât namazı ile ilgili ilk rivâyet Ebû Tâlib dönemine aittir. Hz. Peygamber (s) ve Hz. Alî (a) cemaât namazı kılarken oradan geçen Ebû Tâlib, oğlu Câfer'e: “Oğlum! Amca oğlunun yanında namaz kıl” demiş, Câfer'in kendisine uyduğunu ihsas eden Hz. Peygamber bu iki memûma namaz kıldırmıştır (bkz: İbn Bâbûye, 410). Kur'ân'da iki ayette rükû edenlerle (namaz kılanlar kastedilmektedir) rükû edilmesi emredilmiştir ki her iki ayette de Müslümanlara hitâp edilmemiştir. Bir yerde ayetin gelişinden Yahûdîlerin muhatap alındığı anlaşılmakta olup (Bakara, II/43), diğer yerde Hz. Meryem'e (as) hitap olunmuştur (Âl-i İmrân, III/43).

Her iki fırkanın (Şîa ve Ehl-i Sünnet) rivâyetlerinde cemaât namazının fazîletinin vurgulandığı çok sayıda hadîs vardır. Cemaât namazının etkilerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir: 1- Farzları tam olarak bilmeyenler öğrenirler; 2- Üç kuşak (genç, orta yaş ve yaşlılar) salahiyet sahibi bir imama uyarak aralarında hiçbir fark gözetmeksizin yan yana durmaktadırlar; 3- Sınıfsal ve zâhirî farklar ortadan kalkmakta, ırksal ayrımcılıktan ve tefrika yaratan diğer unsurlardan uzak durulmakta, tek bir dil ve tek bir kalple Allah'a ibâdet edilmektedir (bkz: Kadûrî, I, 78 vd.; Gazâlî, 55 vd.; İbn Habîre, I, 106 vd.; İbn Rüşd, I, 140 vd.; Muhakkik Hıllî, I, 122 vd.; Şehîd-i Sânî, I, 116 vd.).