İslam


 


İSLÂM

     

İslâm, yaklaşık 610 yılında Hz. Muhammed (s) tarafından Mekke'de tebliğ edilen ve göz alıcı bir ilerleme ile yarım yüzyıldan az bir süre zarfında Asya ve Afrika'nın büyük bir bölümüne hâkim olan tektanrıcı dîndir. Bu dînin izleyicileri Müslim veya Müslüman olarak isimlendirilirler.

İslâm sözcüğü lûgatte, bir hükme boyun eğen anlamına gelir. Dinî terminolojide ise, ilâhî hüküm karşısında teslîm olmak anlamındadır (Bakara, II/112, 128).

İslâm dininin ana kaynağı olan Kur'ân ayetlerine göre İslâm dini, ilâhî peygamberler arasında hiçbir ayrılık gözetmemektedir (Bakara II/136). Kur'ân'ın beyânına göre bütün peygamberler tek bir dînin farklı sûretlerdeki öğreticisidirler. Yine aynı beyâna göre bu tek dîn İslâm'dır. Dinler arasındaki ortak nokta ise, tek olan Allah'ın hükümleri karşısında teslîm olmaktır. Buna göre, Kur'ân-ı Kerîm'deki tektanrıcı ortak dîn sözüyle kimi zaman bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ve yerini başka hiçbir dînin tutamayacağı İslâm, diğer bir ifadeyle Allah'ın dini [ dinillah ] murat edilmiştir (Âl-i İmrân III/19, 83, 85; Mâide, V/44). Bu dînin en yetkin örneği, önceki ilâhî dînleri tekmîl eden ve Hz. Muhammed (s) tarafından 23 yıl süresinde tebliğ edilen dîndir (Mâide, V/3).

İnsanın ilâhî dîn ile ilişkisi Kur'ân'da muhtelif tâbirlerle açıklanmıştır. Kurân'ın şu beyânından (Hucurât, XLIX/14) İslâm olmanın ilâhî dînin ilk aşaması olduğu, kalbe yerleşmiş bir îmânın gerekli şart olmadığı anlaşılmaktadır. Bu beyân bazı görüş sahiplerinin îmânın İslâm'dan daha erdemli bir mertebe olduğu düşüncesine sevk etmiş, İslâmî Kelâm ilminde îmân ve İslâm başlığı altında bir bahis vücûda gelmiştir.